Sıkça Sorulan Sorular

Emzirme nasıl bırakılmalıdır?

Emzirmenin bırakılmasına karar verilmesi özellikle anne açısından stresli bir süreç olabilir. Dolayısıyla bebek için de… Bebekle hamilelikten itibaren başlayan ve sonra da emzirme ile devam eden süreçte adeta “bütünleşmiş” bir yapının ayrışması birçok duygulanımı canlandırır. Kaygı hissettirir. Bu dönemde annenin bu zorluklarını gözden geçirip daha yatıştığı bir anda ve ayrıca dış dünyadaki streslerin eklenmediği bir evrede(iş stresi, başka kaygı yandıran diğer sorunlar) sütten kesilebilir. Değişik yöntemler denenmektedir. Bizim kültürümüzde en sık denenen yöntemler, memeye saç, salça, şap v.b. gibi çocuğu iğrendirmeye yönelik maddelerin sürülerek bebeğin sütten kesilmesini kolaylaştırma denenmektedir. Bu yöntemler çocuğun iğrenmesini sağlayabilir de sağlamayabilir de. En uygunu çocuğa “ memede süt bitti” demek ve çocuk talep ettikçe bunu sakin bir şekilde tekrarlamaktır. Bir yaş civarındaki çocukların çoğu konuşamasalar da bunun anlamını kavrayacak durumdadırlar. Çocuğun ağlaması ve talep etmesi çok doğaldır. Önemli olan burada annenin sakin kalıp çocuğunu yatıştırması, karalı bir şekilde geriye dönünülmemesidir. Birçok çocuk ilk üç gün huzursuz, gerginlği artacaktır. Üç günden sonra bu huzursuzluk daha da azalır. Ortalama 7-10 gün içersinde çocuğa kararlı davranılıp uygun bir şekilde sakinleştirilirse durumu kabul edecektir. En sakıncalı kesme yöntemi ise annenin çocuktan bu dönemde ayrı kalmasıdır.

” Anne yok meme yok!” Çocuk için güvensiz bir ayrılmadır. Travmatik bir yaşantıya dönüşebileceğinden kaçınılması gereken bir yöntemdir!

Uzm. Dr. Zerrin Topçu Bilgen

Emzirmek çocuğun gelişiminde önemli midir?

Evet çok önemlidir. Fiziksel olarak bağışıklığın, mide-barsak sisteminin gelişimine yönelik doğada en dengeli besin anne sütü olmasının dışında bebeklerin ruhsal ve zihinsel gelişimleri için de çok temel bir ihtiyaçtır. 0-18 ay arasındaki bebekler dünyayı ağız yoluyla keşfetmektedirler. Temel güven duygusunun, bağ kurmanın en önemli olduğu evredir. Emzirme; anne- çocuk arasında güvenli, sıcak bağ kurmayı oluşturan en önemli faktörlerden biridir. Bu da çocuğun ileriki kişilik gelişminde, ilşki kurma biçimlerinde etkisini hissettirecek bir durumdur.

Uzm. Dr. Zerrin Topçu Bilgen

Emzirmeyi ne zaman bırakmak uygundur?

Emzirme, hem fiziksel hem de ruhsal gelişim için ilk altı ay en kritik evre olarak kabul edilmektedir. İlk bir yaş da çocuğun temel güven ve bağlanma davranışlarının gelişiminde önemlidir. 12-18 ay arasındaki bir dönemde sütten kesmeye hazırlık yapılabilir. Bir yaşından sonra çocuğun bireyselleşmesi, bağımsızlaşması giderek artar. Çocuğun yürümeye başlaması ardından ilk kelimelerin gelmesi bir işaret olarak değerlendirilebilir. Bu becerileri oluştuktan sonra birkaç ay içersinde anne, çocuğunu sütten kesebilir. Bu doğal gelişen çocuk için 15-18 ay civarına denk gelmektedir. Her ne kadar Dünya Sağlık Örgütü 24 aylığa kadar emzirmeyi öneriyor ve çoğu çocuk doktoru da bu öneriyi sunsa da bu önerinin geri planında yeterli ve uygun gıda bulamayan az gelişmiş ülkelere yönelik genel bir tavsiye olduğu akılda tutulmalıdır. 24 aya kadar beklemek ruhsal, zihinsel ve fiziksel gelişim için yeterli ve uygun gıda bulma güçlüğü olmayan aileler için kesinlikle zorunlu değildir! Ancak 24 aylıktan daha uzun süreli emzirmenin kesilmemesi çocuğun bağımsızlaşmasını engelleyen önemli bir unsurdur.

Uzm. Dr. Zerrin Topçu Bilgen

Tuvalet eğitimine ne zaman başlanmalıdır?

Çocukların büyük bir kısmı, 20 aylıktan itibaren tuvalet eğitimine hazır hale gelmeye başlarlar. Çocukların %90ı 3yaşına kadar tuvalet eğitimini tamamlarlar. Hazır olduğunu gösteren ipuçlarını takip etmek en önemlisidir! Çocuğunuzun bezi istememesi, bezinin uzun süre kuru kalması, altının ıslaklığından rahatsızlık duyması, oturağa ya da tuvalete oturmak istemesi bu hazırlığı gösteren işaretlerdir. Bunlar gözlenmeden eğitime başlanmamalıdır. Hazır hale geldiği görüldüğünde bezin çıkarılması ve oturağa oturtulmaya teşvik edilmesi yeterlidir. İlk bir hafta çocuğun çişini ya da kakasını kaçırması da doğal karşılanmalıdır. Kararlı, sakin bir şekilde çocuğa cesaret verilmesi önemlidir. 3yaşını aştığı halde çocuğun tuvalet disiplinini kazanamaması yakından izlenmeli daha da uzarsa ruh sağlığı uzmanlarından yardım alınması önerilir. Tuvalet disiplininde yaşanan sorunlar çocuğun kişilk yapısında ilerideki bazı sorunlara sebep olabileceği gibi ailenin de kaygıları arttığından çocuğu travmatize etme riski olmaktadır. Uzayan ve karmaşıklaşan durumlarda profesyonel destek alınması koruyucu ruh sağlığı açısından önemli bir konudur.

Uzm. Dr. Zerrin Topçu Bilgen

Çocukların kreşe başlama yaşı ne olmalıdır?

Çocuklar 0-3 yaş arasında ikili ilişkiler kurarlar. Aynı bakım verenlerle, aynı ortamda (anne ve /veya babalarının yaşadığı evde) yaşamaları ve onlardan ayrılmamaları çocuğun güven duygusunu pekiştiren öte yandan da ayrışmaya hazır hale getiren bir süreçtir. 3yaşından itibaren bakımverenlerinden ayrı kalabilme kapasiteleri ve sosyalleşme becerileri artmaya başladığından yarım zamanlı bir kreş ortamı çocuğun ruhsal ve zihinsel gelişimini destekleyicidir. Kademeli olarak ayrışma önerilir. Örneğin ilk bir ay haftada 2-3 gün 2-3 saat şeklinde başlanması, ikinci aydan itibaren çocuğun da hazırlığı gözetilerek, haftada 3gün 4 saat, daha sonraları haftada beş gün 4 saatlik ya da iyi gidiyorsa 5-6 saate çıkılması planlanabilir. 4 yaştan itibaren beş yarım gün düzene devam edilebilir. Ya da 5 tam gün düzene geçilmesi sağlanabilir. Genellikle çocuk 5 yaşına geldiğinde beş tam günü(7-8saati aşmayan) kademeli geçiş süreci yaşandıysa rahatlıkla tolere edebilme kapasitesine ulaşmıştır.

Uzm. Dr. Zerrin Topçu Bilgen

Çocukların İlkokula başlama yaşı ne olmalıdır?

Bu konu son zamanlarda çok tartışmalı bir durum halini almıştır. Biz ruh sağlığı uzmanlarının önerisi 72 ayı doldurmuş ( yani 6 yaş ve üzeri ) olmasıdır. Çocuğun 72 ayda fiziksel, duygusal ve zihinsel gelişiminin uygunluğu, ilkokul ortamında beklenen beceriler ve olgunluk düzeyiyile örtüşebilmektedir. Sağlıklı bir başlangıç, ilerideki akademik hayatı ve kişilik gelişimi açısından kritiktir.

Çocuklara yabancı dil ne zaman öğretilmeye başlanmalıdır?

Yapılan çalışmalarda, çocukların ilk üç yaşta karşılaştıkları uyaranları almaya diğer ilerleyen yaşlarından daha açık oldukları anlaşılmıştır. Dolayısıyla bu bilgi hem ailelerin hem de eğitimcilerin yabancı dil öğrenim yaşını belirlemede önemli bir soruyu akla getirmiştir. Çocuklara ilkokul başlamadan önce de hatta bebek yaşından itibaren ikinci bir dili öğretilebilir mi? düşüncesiyle farklı uygulamalara götürmüştür. Dil öğrenme süreci karmaşık bir iştir. Di yalnızca zihinsel becerilerle öğrenilen bir süreç değildir. En az bunun kadar önemli olan ruhsal gelişimdir. Her çocuğun dili öncelikle annesinin dilidir! Annenin ana dili neyse aktarılan öncelikle bu olmalıdır. Evde farklı dillerin konuşulması çocuk açısından bir handikap gibi görünse de bu çoğu normal gelişen çocuk için bir zorluk değildir. Dil açısından daha zengin bir uyaranla karşılaştığından birden çok dili konuşabilir hale gelecektir. Dolayısıyla evde anne-babaların kendi ana dilleri dışında bir dili konuşmaları gerekli değil hatta çocukta “yabancılık ve dışlanma duygusu” yaratabileceğinden bu önerilmez. Evde anne ve babanın farklı anadillerinin olması ya da bakıcının farklı bir anadile sahip olması durumunda da kendi günlük dillerinde andillerini kullanması, çocuğun yaşadığı ülkenin dilinin de bakımverenler tarafından kullanılması önerilir. Çocuğa yabancı dil öğretme kaygısı ile özellikle 3 yaştan önce kendi anadili dışında konuşulması ya da öğretmenlerle bunun öğretilmeye çalışılması çocuğu sıkıntıya sokabilir, büyük oranda karmaşa yaşamasına neden olabilir. Üç yaşından itibaren okul ortamında yabancı bir dille karşılaşmasında bir sakınca yoktur hatta duymayı arttıran bir uyaran olduğundan bu yabancı dili rahatlıkla öğrenmesine yardımcı olabilir. Öte yandan okulda bir ders şeklinde olmasından ziyade, hem anadilde hem yabancı dilde bir öğretmenin çocuklarla spontan iletişimlerini sağlamasıyla çocuğa yabancı dil öğretilmesinde yararlı ve çocuğun gelişmine uygun bir seçenek oluşturur.

Uzm. Dr. Zerrin Topçu Bilgen

Çocuğumun zekasını nasıl anlarım?

Çocuğunuzun fiziksel, zihinsel ve ruhsal gelişmimlerini yakından takip ederseniz bir sorun olup olmadığını farketmek zor değildir. Her ne kadar zeka birincil olarak zihinsel gelişimin bir göstergesi olsa da fiziksel ve ruhsal gelişmin aksadığı durumlarda zeka da fonksiyonel olarak etkilenebilir.Zihinsel gelişimde konuşma ve dile geçişte problem olmaması (ilk bir yaşta tek anlamlı kelimeler, ikinci yaşta iki kelimelik cümleler, üç yaşında üç kelimelik ve daha fazlası olağan gelişimdir) ayrıca diğer psikomotor becerilerin de zamanında gelişmesi (desteksiz oturma, yürüme vb.) büyük oranda çocuğun doğal geliştiği anlamına gelir. Ancak zeka potansiyeli ile ilgili net bir bilgiye sahip olabilmek için çocuğun 6 yaşını doldurmuş olmayı bekleriz. Çünkü zihinsel gelişim 6 yaşına kadar devam etmektedir. Doğumda zeka potansiyelinin %80-90ının tamamlandığı 6 yaşına dek de geri kalan %10-20 kısmı gelişmektedir. Sağlıklıve net bir zeka potansiyelini tespit edebilmek için çeşitli zeka testleri uygulanmaktadır. Ancak zeka testleri her çocuk için rutin kullanılan bir durum kesinlikle değildir. Çocuğun iletişim, dikkat ya da akademik bir sorun varsa klinik muayeneye yardımcı testlerdir.

Uzm. Dr. Zerrin Topçu Bilgen

Çocuğumun üstün zekalı olduğu anlaşılırsa ne yapmalıyım?

Anne-baba olarak ” özel bir çocuk” algısı oluşturmamaya gayret etmelisiniz. Bu durum çocuğu diğer yaşıtlarıyla ilişki kurmasını engeleleyen bir duruma sebep olunmaması koruyucu ruh sağlığı açısından özellikle üzerinde durduğumuz bir konudur.

Üstün zekalı çocukların ayrı bir eğitim modeli içersinde eğitim almalarının faydalı olabileceği son zamanlarda kabul edilen bir görüştür. Ancak burada çocuğun zekasından dolayı izole edilme veyahut duygusal gelişimine uygun olmayan beklentilerin oluşma riskleri de söz konusudur. Öte yandan çok hızlı öğrenen çocukların normal müfredat içersinde kalmaları, çocukların sıkılmasını, okuldan uzaklaşmalarını ya da farklı uyaranlara ihtiyaçlara varken bunlardan mahrum kalmalarına neden olabilir. Bu konuda benimsenen uygulamalarda üstün zekalı çocukların özellikle 9-10 yaşından itibaren bu tip eğitim modellerine kademeli olarak geçişi sağlanmasıdır. Normal okul müfredatına bir yandan devam ederken, haftanın belli günlerinde kendi algılama hızlarına benzer çocuklarla, normal müfredatın dışında, bu çocukların algılama ve ilgi alanlarına yönelik eğitimlerin oluşturulduğu modeller önerilir.

Uzm. Dr. Zerrin Topçu Bilgen

Boşanma çocukları nasıl etkiler?

Bu haber öncelikle çocuğun hayatına bir bomba gibi düşer. Birçok yoğun duyguyu iç içe yaşatır ve kafasını karıştırır. ’’Eyvah, annemle babam boşanıyor !’’, ’’Bu ne demek ?’’, ’’Şimdi ne olacak ?’’ Çocuk, hissettiği üzüntü ve kızgınlıkla hayata isyan eder. ’’Neden ?’’ diye sorar. Bu soru aslında’’Bu neden benim başıma geliyor ?’’ anlamındadır.

Belirsizlik çocuğun kafasında soru işaretleri yaratır; ’’Ben ne olacağım ?’’ ,’’Arkadaşlarımı görebilecek miyim ?’’Buna paralel olarak da çocuğun kaybetme korkuları tetiklenir:’’Babam evden gidecekmiş, ya bir gün annem de giderse ?’’, ’’Ya yalnız kalırsam ?”

Belirsizlikler ortadan kalkıp düzenli bir rutin oluştukça çocuğun kaygı ve korkuları dinmeye başlar. Sorularını cevaplamak, ona duygusal ve sosyal destek sağlamak uyumunu kolaylaştırır, durumu kabullenmesine yardımcı olur.

Klinik Psikolog Ayten Deniz Tepeli

Boşanma kararını çocuğa kim söylemeli?

Tercihen anne ve baba birlikte açıklamalıdır ki çocuk kararı ve durumu daha rahat kabul edebilsin. Birden fazla çocuk varsa, tüm çocuklara aynı anda açıklama yapılmalıdır (gerekirse büyük çocuklarla sonra daha detaylı olarak konuşulabilir).Kardeşlerin varlığı şoku ve üzüntüyü hafifletebilir, güven, destek ve ailenin devamlılığı hissini verir.

Klinik Psikolog Ayten Deniz Tepeli

Boşanma kararı nasıl söylenmeli? Ne söylenmeli?

Boşanma kararı kısa ve somuta indirgeyerek, samimi bir üslupla ve çocuğun yaşına uygun şekilde aktarılmalıdır. Çocuklarla göz kontağı kurarak, arada ten teması kurarak ve sorularına izin vererek konuşmak önemlidir.

Mutlaka anne-babanın boşanmadan sonra birbirinin artık eşi olmayacakları, ancak hala çocukların anne-babaları olarak kalacakları ve hep yanlarında olacakları vurgulanmalıdır.

Bu karara çocuğun neden olmadığı vurgulanmalıdır ki çocuk kendisinin yaptığı bir şey yüzünden olduğunu düşünüp kendini suçlamasın.

Boşanma ile birlikte, çocukların hayatında nelerin değişeceği ve nelerin aynı kalacağı açıklanmalıdır: Çocuğun kiminle yaşayacağı, diğer ebeveyni ne sıklıkla, ne zaman ve nerede göreceği, vb.

Sayfa güncellenmektedir.

Sayfa güncellenmektedir.